26 Şubat 2012 Pazar

Uzun Saçlı Sürmelim Saçlarına Elveda Dedi! TT

Yaa! Can Gın Sok! Sakın beni hayal kırıklığına uğratayım deme! Ben senin o milletin 'Kız gibi bu beaa' dedikleri uzun saçlarına hastayım. Ve aldığım haberle şok oldum. Ne olur şu erkeklerde ki Hallyu denen saç modasına uyma! Bunun örneklerinden biri Hong Ki zaten. İkincisi de G-Dragon! Twitterda saçın kesildikten sonra  paylaştığın yarım yamalak fotoğraflar zaten beni meraktan öldürüyo. İlla ki fanlarını merak içinde bırakıcaksın.
İşte bu Twitter'a attığı ilk resim. Gitti Sukkie'min güzelim saçları TT
Saçlarını kestirmeden önce Twitter'a attığı son hali. Allah'ım illaki bi absürtlük yapıcak. Şebek ya. <3
Ve buda Kesildiken sonraki ilk fotoğraf. Gitti güzelim saclar.
İşte son olarak ortaya çıkan o kare! Bunu gördüğümde bayılıcam zannettim! Omo Sukkiee! Nasıl bişey çıktı ortaya bilemiyorum ama, ben senin bethoven virüsteki halinide sevmiştim. Bu saç stilin ona benzetiyorum. Ne kadar tam göstermemiş olsada. Merakla bekliyorum bende son halini saçının (>.<)
Eveet şu kırmızı çizilen yerlerden yukarısı saç oluyo sanırım. Altlarda saç yok. Kafasında da bere var bu fotoğrafta. Cidden çok merak ettim gizemli olmaya devam etmemeli bu çocuk.

24 Şubat 2012 Cuma

Do-ga-ni(Sessizlik) Ve Hayran Kalınası Gong Yo!

HELAL OLSUN GONG YOO SANA!

Allahım yaa gece gece pskolojım bozuldu ben 1 sene kendime gelemeem!! TT Gong Yo'nun izlediğim romantik komedilerinden sonra dram da oynayacağı aklımın ucundan geçmezdi. Romantik Dram da değil! Olayın içinde aşk falan yok. Ama beni öyle derinden etkiledikii pskolojım altust oldu. Filmde ilk 10 dk dan sonra ben fena biçimde etkilendim ve ağlamaya başladım TT eğer kalbiniz varsa yada ben çok çabuk etkilenirim(ben gibi) diyosanız sakın izlemeyin! Ben bu riski aldım ve izlendim. Ama suan pskolojım pert oldu o derece yani! Gong adamım sen ne yaptın ya? Bu film nasıl ödül almaz ya ? Seninde cesaretine ve özgüvenine hayranım yurek ister bu filmde oynamak. İzlemeyen anlamaz buyrun konusu of offf..:

Filmin adı : Do-Ga-Ni.(Sessizlik)
gerçek yaşanmış olaylardan alıntıdır bu. Olaylar önce romana çevrilmiş, ardından Gong Yo sayesinde filme alınmıştır. Neden Gong Yo sayesinde hemen açıklıyım çünkü Gong Yoo askerdeyken komutanı bu kitabın basılı bir kopyasını ona hediye etmiş. Tam senin tarzın diyerek. Gong YOO kitabı okumuş ve çok etkilenmiş. Askerdeyken son izin gününde yazarla görüşmüş ve bu kitabın filme çekilmesi için kendisini ikna etmiş. Konusu: İşitme engelli çocuklara uygulanan cinsel tacizi ve okulda öğretmen olan Kang In ho (Gong Yo) insan hakları gönüllüsü Seo Yoo Jin ile birlikte bu olayı açığa çıkarmak ve suçluların ceza almasını sağlamak için gösterdikleri mücadeleyi anlatıyor film. Ama onlar nasıl sahneler işitme engelli çocuklara yurtta dayak(örn:kafasını çamaşır mak. sokmak gibi:@) cinsel istismar! :@ çocukların pskolojısını düşünemiyorum. Helede bunun gerçek yaşanmış olması bemi daha da çileden çıkarıyor. Demekki neymiş Kore'ye bakış açımızı değiştirmemiz pembe gözlüklerimizi çıkarmamız gerek. Böyle inanılmaz olaylar da oluyor Kore'de! Ve bu kadar ciddi ve derin bir konuya dikkat çekmek istediği için Gong Yoo’yu tebrik ediyorum.!Böylesi bir rolün altından kalkmak için fiziksel ve psikolojik olarak hazırlanmak gerekiyor ve bu hazırlık süreci de zaman alıyor haliye. Söylenenlere göre hikâye yaşananların yalnızca yarısını anlatıyormuş. Buna rağmen Gong Yoo o kadar etkilenmiş ki; kimsenin aklında yokken bunun bir sinema filmi olmasını kendisi istemiş. Olanlardan sonra müdür dahil olmak üzere olaya karışanlar hapis cezasına çarptırılmış. Çok sarsıcı ve derinden etkileyen bir olay, film. Ama izlenmeye değer. ♥

19 Şubat 2012 Pazar

My Precıous..


MY PRECİOUS
Kıymetlim !!! Allahım nasıl bir hitap şeklidir bu !!! Sıcacık içten… ‘’Kıymetlim’’ … Bu şarkıyı dinleyince sıcak bir huzur kaplıyor içimi… O ‘’My precious’’ dedikçe aşkın varlığına olan inancımda artıyor!!!  Bir gün birinden bu şarkıyı duymayı ne çok isterdim …
‘’KIYMETLİM’’ ‘’MY PRECİOUS’’ … Aşkım sevgilim bebeğim bitanem gibi artık anlamını kaybetmeye yüz tutmaya başlamış kelimelerden öyle uzak ki… ‘’Kıymetlim’’ ‘’My precious’’… Tekrar etmekten bıkmadığım, kelime hazneme kazıdığım kelime ’’Kıymetlim’’… Nasıl anlatsam ki içimde uyandırdığı hisleri… Daha çok açıklarsam anlamını kaybetmeye başlar diye korkuyorum… Tüm samimiyetinizle dinlerseniz ne demeye çalıştığı anlayacaksınız… Bende bir gün kıymetlim olacak insan için bekleyeceğim … O da şu an bir yerlede benim için bekliyor olmalı … her zaman diyorum ve dicemde. Jang Geun Seuk'a olan bağlılığım sevgim tarif edilemez ki! <3

17 Şubat 2012 Cuma

Rüzgar Birgün Benide Güney Kore'ye Savuracak.

Her zaman duyduğum tek şey 'Sen Yapamassın! oldu. Neden insanlar karsılarında ki kişiye umut asılamak, destek olmak yerine, sürekli bir küçümseme, küçük görme niyetinde anlamıyorum. Oysa bi inansalar! Yanımızda olduklarını hissettirseler. Neleri basarırdık, hangi ulaşılamaz denen hayallere ulaşırdık bir bilseler! Ama tek yapabildikleri bu olsa gerek. 'Yargılamak'. Karsılarında ki insanın hayallerine saygı duymamak. Oysa ben böyle mutluyum. Hayallerimle. Ne kadar karsımda ki insanlar benim bu hayalimi küçük görsede, dalga gecsede bu hafife alınacak bi hayal değil ki. Bana sürekli bi laf vurma çabasında olanlara, hayalimi küçümseyenlere buradan sesleniyorum : Sizin su yasınıza kadar kaç tane hayaliniz oldu ki ? Siz umut etmeyi biliyomusunuz ki ? Bi amacınız oldumu hiç ? Gece gündüz çabaladınız mı ? Çogu zaman uykusuz kalmak, hayallerine bi adım daha yaklaşmak için gece gündüz bilmeden çalışmak. Azimle. Hırsla. Biliyomusunuz bunları ? Tabiki bilmiyosunuz. Nerden biliceksiniz. Eğer bilseydiniz şuan da aslında ben değil de sizin küçük düştüğünüzü görürdünüz. Birşeyleri başarmak için birşeylerinizi feda etmeniz gerekirmiş. Ben Koreyle ilgili hayallerimi kurarken daha en basından bu ihtimali göze almıştım. Evet birşeyleri feda etmek söz konusu ise Kore Hayalim için buna katlarım. Önümdeki Ygs sınavını başarmam için oturup test çözmem gerekiyorsa sosyal aktivitelerin hepsinden fedakarlık etmem gerekiyorsa yaparım. Sınava kadar test çözerim. Eger çok K-drama izlemek sınav motivasyonumu etkiliyorsa sınav sonrasına kadar izlemem. Bu da bi fedakarlıktır. Ama biliyorumki emeklerim meyvelerini vermeye başlayacak ve ben o zaman gercekten mutlu olucam. O zamana kadar katlanmam gerekse bu lanet olası herseye katlanıcam. Hayalimi gercekleştirmem için sadece bi parca umut, biraz azim ve fedakarlık gerek! İşte hepsi bu. İnandığım sürece ve hayal kurduğum kadar varım ben. Onlar olmassa bi hiçim. Koreye giden türk öğrencilerine şöyle bi bakıyorum da çok imreniyorum doğrusu. Hepsi belli bi çalışmayla cabayla geldiler bu dereceye şimdide eğitim için koredeler. 5 yıl burs ne demek ya ! Ben niye yapamiyim ? Benim ne eksiğim var ? Şimdi beni yargılayan insanlara son sözüm : Çok yetenekli olmayabilirim belki. Sizin istediğiniz gibi biri de olmayabilirim. Ama hayal kurmak konusunda benden daha iyisini bulamassınız (;  Beni siz yönetmeye çalışmayın. Sizin istediğiniz insan olupta mutsuz olacağım bi hayat istemiyorum. İstediğim yerde, yanında olmak istediğim insanlarla olmak istiyorum. Sadece hırlı olduğumu çok çalıştığımı söylemeye çalışıyorum. Ama şunu unutmayın hayali büyük olan insanlardan korkun! Çünkü onlar bu amaca ulaşmak için her istediklerini yapabilirler. Her fedakarlıklara katlanabilirler. Yani bilmenizi istedim korkun benden. ;)

12 Şubat 2012 Pazar

Özgürlük Yazarları.

Ertesi gün tekrarını izleyebilecek kadar beni içine çeken bir film daha. Biliyorum bu aralar blog ismimle alakalı olmayan paylaşımlar yapmış oldum ama sadece kore ile sınırlı kalmka da istemiyorum doğrusu bu blogda. Filmlerdeki gerçeklik, yani gercek olaylardan hareketle filme alınmışlık beni çok etkiliyor. Bu filmde gercekten yasanmıs olan bir olayı anlatıyor. Acemi öğretmen toplumsal bütünleşme programı dahilinde birçoğu ıslah evinden nakledilmiş farklı ırk ve gruplardan gelen ve birbiri ile savasan çocukların bulundugu bir sınıfın edebiyat ögretmeni olur. Klasik bir, biraraya getirme, barısma hikayesi aslında. Ama düne ve bugune dair öyle çok sorunun altını çiziyor ki! Olayın gercekligi de içi bos bir motivasyon ve basarı hikayesinden farklı kılıyor filmi. Bu okulda deneyimli muhafazakar eğitmenler yeni yöntemleri dıslar ve bizim acemi okula yeni atanmış ögretmenimiz ogrencileri için kaynak bulmak için ek işler yapar. Neden mi ? Çünkü bu ögrenciler okulda diger ögretmenler tarafında dıslanır okul arac gereclerine zarar vermelerinden korkarlar. Pekkütüphanede bu kitaplar hiç dokunulmadan kalınca ne oluyo ha ? Neden ögrencilere bir sans verilmiyor ? İşte bizim acemi öğretmen ' Erin Gruwell' ögrencilerine kaynak bulabilmek için ek iş yapar. Çocuklar okumayı severler basarabileceklerine inanmaya başlarlar. İnsan ister istemez bugun Türkiye'de olup bitenlere, sokak terörüne, eğitime, milliyetçiliğe, projeksıyon yapıyor.
' Beraber başarırlar..' O sorunlu denilen çocuklar öğretmenleri ve kendi iradeleri sayesinde mükemmel birer öğrenci olurlar. Artık hangi ırktan olurlarsa olsunlar (Asya,Amerika,Zenci vs.) Beraber birşeyleri başarabileceklerinin farkındalar. Soykırımı reddediyor ve ırkları ne olursa olsun kardesce yasamaya karar verip kavgaya öldürmeye son veriyorlar. Ve 1999 yılında 203 numaralı sınıf ögrencilerinin  Öğretmenleri Erin Gruwell'in tesvikiyle tuttukları günlükler bir araya getirilip k,tap halinde yayınlanmıştır. Adınada 'Özgürlük Yazarları Günlüğü' denmiş ve bir vakıf kurulmus. Evet bu olay gercek ve Erin Gruwell denilen öğretmen su anda 41 yasında ve hayatta onunla bir kez olsun görüsmeyi çok isterdim. Ve arastırmaya başladım acaba bu kitabı türkiye de bulabilirmiyim diye!

Umut,umut,umut.. Güzel şeylerde oluyor değil mi kenar da köşeler de :)

11 Şubat 2012 Cumartesi

The Lost Song..

Merhabaa.. Voahh 5 Subat'tan beri yazmamısım. Bu aralar kendimi test çözmeye odakladığım için bloguma zaman ayıramadım ne yazık ki. Ama bu gece telafi ediyorum^^ Dedim ki  madem her gece sabahlıyorum, bu fırsatı değerlendirim film izliyim. İlgimi çeken tüm kore filmleri izlemişim neredeyse. Kore yapımı bi film bulamayınca bu sefer farklılık olsun dedim. Film arayısına girerken Miley Cyrus'un The Lost Song adlı filmini buldum. Film 2010 ABD yapımı. Kızımızın  annesi ve babası geçimsizlik nedeni ile bosanmışlar. Bu nedenle kız içine kapanık biraz.  Miley Cyrus bu filmde babasının yanına yaz tatili geçirmeye gidiyor. Ve burada tanıstığı genç delikanlımızla arasında gecen romantizm anlatılıyorç. Ama bundan ziyade filmde beni en çok etkileyen ve ağlatan kız ve babasının arasında ilişki idi. Babasının onları terkedip kaçtığını düşünen babasına karsı oldukça soğuktur. babası küçük yasta miley'e piyano öğretmiştir. Zaten kızımın tek yeteneği Piyano ve sesidir. Fakat babası evden ayrılınca bu yeteneğine ara vermiştir. ''Sanırım çok fazla konuştum ben :D Sakın konuyu hafife almayın izlemeniz ve hissetmeniz gerek kesinlikle. Hele ilk 40 dk dan sonra ben koptum baya bi kutu peçete gtti yani. Gece gece salya sümük oldum.. Şiddetle Tavsiye Edilenler Listeme ekliyorum bu filmi (;

5 Şubat 2012 Pazar

Hakkımdaa (:

Ben Ygs ye hazırlanan mağdur bi korefanıyım. 1 Nisan'da Ygs sınavım var ve aşırı stres altındayım. Ama 2 yıl önce başlayan bi hayal beni buralara kadar getirdi ve ne olduysa kendimi bi anda Güney Kore aşkının içinde buldum. 2 yıl önce bayram gecesi  halam sayesinde izlediğim 'Bay Kibirli ile 100 Gün' filmi ve Kim Bum Soo'nun Appear şarkısı beni o gece büyüledi ve  kore hayalime olan yolculuğum o gece başladı.  Dedim ki nedir beni bu derecede büyüleyen ? Bir film, bir şarkı bi insanı ne kadar etkileyebilir ki ? Ama etkiliyormuş arkadaşlar. Neydi beni Kore'ye çeken ? Çekik gözlü olmalarımı ? Tuhaf ama bi o kadar da tatlı aksanları mı ? Kültürlerimi ? Nedenini bilmiyorum ama beni çeken birşeyler vardı kesin. Ve hayal bile edemezdim onlara olan hayranlığımın bu dereceye kadar ulaşmış olmasını. O günden sonra merak ettiğim ne varsa araştırdım. Araştırdıkça öğrendim. Dizilerini izledim. Müziklerine aşık oldum. Sevdim.. Daha çok sevdim. Tarif edilemez bi duyguydu bu. Ve 2 yıldır korefanıyım. Daha toyum belki ama yeterince bilgiye sahibim onlar hakkında (:
Suan odaklandığım tek şey: Ygs ve Lys de bu sınavı başarıp, üniversitede Kore Dili Ve Edebiyatı okumak. Belki bu yıl. Belki seneye. Ama başarana kadar inanmaya ve hayal etmeye devam edicem.
Ve sizde ne olursa olsun asla hayallerinizden vazgeçmeyin. Çevrenizdekilerin umudunuzu kırmasına izin vermeyin. Tüm olumsuzluklara kulak tıkayın ve sadece geleceğinize bakın. Bir büyüğüm demiştiki: ' hayallerin basucu kitabın olsun. en zor anda basını isyan etmek için kaldırdıgında onu görüp daha cok calısırsın :)' ben bu sözü asla kulak ardı etmedim. Ve basucumdan asla ayırmayacağım tek kitabım hayallerimdir.